Edebiyat nedir sorusu, kitap ve edebiyat dünyasına merak saran herkesin sorduğu soruların başında gelmektedir. Neredeyse insanlık hayatı boyunca var olan edebiyat, insanla birlikte büyümüş ve gelişmiştir. Peki gerçek anlamda edebiyatın ne olduğunu biliyor musunuz? Gelin sizler için hazırladığımız edebiyatın tanımı, tarihi ve özellikleri yazımıza birlikte bakalım.
Bu yazıda ne okuyacaksınız?
Edebiyat nedir?
Edebiyatın tanımı
Edebiyat, çeşitli olayların, düşüncelerin veya duyguların, belirli bir dil ile sanatsal olarak anlatılmasıdır. Roman, öykü, şiir, deneme gibi birçok farklı türde edebiyat dallarıyla, kişi veya kişilerden başka kişi veya kişilere aktarılan mesajların sanatsal ve belirli formlar içerisinde yazılı veya sözlü bir dil ürünlerinin ortaya çıkarılmasıdır.
Türk Dil Kurumu (TDK), edebiyat nedir sorusunu, “Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı” olarak tanımlamıştır. Eş anlamlı kelimesi olarak genellikle “yazın” kavramı olarak kullanılmaktadır. Dünya çapında bir bilim olarak kabul edilen edebiyat, her ülke ve coğrafyada farklı sanatsal formlar içerisinde kendini göstermiştir.
Edebiyat nedir sorusuna yanıt olarak birçok farklı yanıtlar verilmiştir. Özellikle dünya çapında birçok edebiyatçı için edebiyatın tanımına yönelik farklı tartışmalar olmuştur. Günümüzde halen edebiyatın ne olduğuna dair fikir tartışmaları da devam etmektedir. Bu açıdan baktığımızda, genel anlamda kabul gören tanımlar dışında birçok edebiyat tanımının da var olduğu rahatlıkla söylenebilir. Örnek olması açısından; Platon, edebiyatı hayatın bir yansıması olarak tanımlamıştır.
Edebiyat, yüzümüze tutulmuş bir aynadır, renkliliklere, farklılıklara rağmen aynada gördüğümüz esasında bizim aksimizdir. Mehmed Uzun
Bu tanımlamadan hareketle, dünyada birçok yazar ve sanatçı da edebiyatı toplumun bir aynası olarak görmüş ve ayna üzerinden benzetmelerle edebiyatı tanımlamışlardır. Bir insanın, üzerine aynalar bulunan bir kıyafet giyerek sokaklarda dolaşmasını düşünün. Ona bakan insanlar aslında kendisini görecektir. Kendi doğrularını, kendi yanlışlarını, kendi renklerini, kendi tarihini, kendi biçimini. Bu nedenden dolayı ayna benzetmesi edebiyat tanımlamalarında en çok kullanılan benzetmelerdendir.
Edebiyat kelimesi ne demektir?
Edebiyat kelimesi Türkçe’ye Arapça’dan geçmiş bir kelimedir. Arapça dilinde “edep” anlamına gelen sözcük, edebiyat kavramını ortaya çıkarmıştır. Edep sözcüğünden kastedilen ise genel anlamda görgü, terbiye, toplumsal kurallara uyma ve ahlak gibi tanımlamalara sahiptir. Bu açıdan baktığımızda edebiyat sözcüğü, sosyal bir kavram olarak karşımıza çıkmıştır. Merkezinde insan bulunmakta ve insanlara daha iyi insanlar olmaları için bir çeşit yol göstermektedir.
Osmanlı döneminde edebiyat kelimesi yerine ilm-i edep kavramı kullanılmıştır. Bunların yanı sıra şiir ve inşa kavramları da edebiyat kavramı ile eşdeğer olarak karşımıza çıkmaktadır. Tanzimat dönemi itibariyle edebiyat kavramı kullanılmaya başlamıştır. Daha çok literatür kavramı ile bilinen edebiyat kavramına Şinasi ve Namık Kemal yazıları ve açıklamalarında yer vermiştir. Günümüzde kavram olarak en yaygın kullanılan ve kullanılmaya devam edeceği öngörülen ise edebiyattır.
Bu anlamda edebiyat kavramını toparlayacak olursak, kişi veya kişilerin belirli konulardaki duygu ve düşüncelerinin dil yoluyla sanatsal formlar içerisinde gerçekleştirdikleri anlatıların bütünü olarak tanımlayabiliriz.
Edebiyat, toplum değerlerini oluşturan, yöneten ve insanlara doğruları öğreten bir bilim dalıdır. Bu nedenden dolayı birçok ünlü düşünür ve yazar edebiyata büyük önem vermektedir. Örnek olarak bazı kişilerin edebiyat hakkındaki düşünceleri şu şekildedir:
- Edebiyat insanın tutkusu, anlatılamayanı anlatmak, sözcüklere daha önce verilmemiş anlamlar yükleyerek konuşmaktır. Aldous Huxley
- Şüphesiz ki bütün edebiyatlar, nesillerin ifadesidir. Ahmet Hamdi Tanpınar
- İnsan topluluklarının gelişmesi, her şeyden önce dil ve edebiyatlarının ilerlemesine bağlıdır. Namık Kemal
- Bir ülkede edebiyat ve sanattan çok siyaset konuşuluyorsa, o ülke üçüncü sınıf bir ülkedir. Friedrich Nietzsche
- Yaşamı güzelleştiren, insanı hayata bağlayan, öz duygularla zenginleştiren edebiyattır. Suut Kemal Yetkin
Edebiyat türleri
Edebiyat nedir sorusuna yanıt ararken bakmamız gereken başlıklardan birisi de edebiyat türleridir. İnsanlığın var olduğu günden beri insanın hayatında yer alan edebiyat, kendi içinde birçok farklı formlar oluşturmuştur. İçerik veya şekilsel anlamda farklılıklar oluşması, doğal olarak edebiyatın kendi içinde türler vermesini sağlamıştır. Çocuk edebiyatı, divan edebiyatı, halk edebiyatı gibi duyduğunuz bütün kavramlar, edebiyat dalının birer parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bölgeden bölgeye, ülkeden ülkeye, coğrafyadan coğrafyaya çeşitli edebiyat türleri doğmuş ve devam etmektedir. Yine aynı şekilde zaman içerisindeki dönemlere göre de edebiyat çeşitleri ortaya çıkmıştır.
Edebiyat türleri şekilsel anlamda temel olarak ikiye ayrılır. Bunlardan ilki nazımdır. Şiir gibi, kendi içinde bir kafiye ya da ölçü gibi ses ve hece kalıpları barındıran türlere nazım denilmektedir. İkincisi ise nesirdir. Roman, öykü, senaryo gibi düz yazı metinlerine de nesir denilmektedir. Nazımların kendi içinde bazı kuralları ve estetik kaygıları bulunurken, nesirlerde nazımlar kadar aranmaz. Nesirler daha çok ölçüsüz yazılardır. Edebiyat türlerini nazım ve nesir altında aşağıdaki gibi görebiliriz.
Düz yazılar (nesirler)
- Denemeler
- Romanlar
- Öyküler
- Masallar
- Biyografi kitapları
- Otobiyografi kitapları
- Tiyatrolar
- Eleştiri yazıları
- Edebi destanlar ve anlatılar
- Gezi yazıları
- Mizah ve karikatür yazıları
- Makaleler
- Fıkralar
- Anı yazıları
Şiirsel Metinler (Nazım)
- Şiir
- Destan
- Mesnevi
- Ağıt
- Eleji
Yine son zamanlarda edebiyatın türlerine benzer bir şekilde, içerik benzeşmeleri açısından çeşitler ortaya çıkmıştır. Polisiye edebiyat, fantastik edebiyat gibi türetilen kavramlar bu çeşitlerin karşılıklardır. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:
- Çocuk edebiyatı
- Yeraltı edebiyatı
- Fantastik edebiyat
- Polisiye edebiyat
- Gotik edebiyat
- İktisadi edebiyat
- Halk edebiyatı
- Divan edebiyatı
- Varoluşçu edebiyat
- Postmodern edebiyat
Edebiyat çeşitlerini içerik ve tarzlarına göre daha fazla çeşitlendirmek ve örnekler sunabilmek mümkündür.
Edebiyatın özellikleri
Edebiyat tarihi ve özellikleri
Edebiyat nedir sorusuna verilen yanıtlardan bir kısmı da genellikle edebiyatın özellikleri ile ilgili olmaktadır. Edebiyatın tamamen kendine has özellikleri bulunmaktadır. Bu özellikler tarihi yönü, toplumsal yönü, sanatsal yönü, bilimsel yönü gibi daha birçok yön üzerinden sınıflandırılarak ele alınabilir. Edebiyatın bu denli geniş bir özellik grubuna sahip olmasının temel nedeni, elbette ki merkezinde insanı barındırmasından kaynaklanmaktadır.
Tarih boyunca ortaya çıkan bütün anlatılar, insanlara doğruyu ve güzeli öğretmeye çabalamıştır. Bu anlatıların sanatsal formlara girmesi ve belirli bir kültür akımıyla ilerlemesi ise edebiyatın doğmasına neden olmuştur. Dünyanın birçok farklı noktasında, farklı coğrafyalarda o bölgeye has edebiyat ürünleri ortaya çıkmıştır. Kimi yerlerde ağıtlar, kimi yerlerde öğütler, kimi yerlerde de şiirler edebiyatın doğuş noktası olarak kendisini göstermiştir.
Zengin bir coğrafya ve tarihe sahip olan edebiyatın bu anlamda en belirgin özelliği tarihsel bir derinliğe sahip olmasıdır. Diğer bilimler gibi insanı etkileyen ve insanlardan yansımalar barındıran özellikler içermesi ise edebiyatın bilimsel yönünü ortaya koymaktadır. Yine benzer bir şekilde, kulağa hoş gelen metinler, kafiye ve belirli söz dizilimlerini de içinde barındırması da hiç şüphesiz sanatsal özelliği göstermektedir.
Edebiyatın özellikleri
Genel hatlarıyla edebiyatın tarihi ve özelliklerine baktıktan sonra edebiyatın genel özelliklerine bakmakta fayda vardır. Edebiyatın genel özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:
- Toplumsal bir olgudur. Merkezinde insanı konumlandırır.
- Tarihi ve bölgesel zenginliklere sahiptir.
- Üzerine incelemeler ve araştırmalar yapılan bir bilim dalıdır.
- Edebiyat eserleri genellikle insanı etkileyen eserlerdir.
- Sanatsal yönüyle okurlara zevk veren, estetik katan metinlerdir.
- Merkezinde bir ana fikri ve birçok düşünceyi barındıran anlatılardır.
- Hayal ürünü çeşitlileri olmakla birlikte gerçek hikayeleri de içerisinde barındırır.
- Edebiyat eserleri, içinde doğdukları toplumun düşünceleri ve yaşam tarzlarını yansıtır.
- Edebiyat, sadece geçmişi aydınlatmak için değil, aynı zamanda geleceği anlamak için de en önemli bilimlerden birisidir.
- Dil, yaş, dönem, coğrafya veya tür olarak çok farklı çeşitleri olan ve farklı kategorilerde gruplanabilen alt türleri bulunmaktadır.
Edebiyat örnekleri
Edebiyatın birbirinden farklı birçok örneği bulunmaktadır. Kısa bazı örnekleri sizler için derledik. Aşağıda bazı edebiyat örneklerini bulabilirsiniz.
Şiir
Sessiz Gemi-Yahya Kemal Beyatlı
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.
Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni-Nazım Hikmet Ran
Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…
Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…”
Atasözleri
- Damlaya damlaya göl olur.
- Evdeki hesap çarşıya uymaz.
- Gönül kimi severse güzel odur.
- Acele işe şeytan karışır.
- Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
- Keskin sirke küpüne zarardır.
- Denize düşen yılana sarılır.
- Esirgenen göze çöp batar.
Ağıt
Can evimden vurdu felek neyleyim
Ben ağlarım çelik teller iniler
Ben almadım toprak aldı koynuna
Yarim diyen bülbül diller iniler
Gider oldum Avşar ili yoluna
Bakmam gayrı bu diyarın gülüne
Karaları taksın çapar koluna
Yağız atlı nice kollar iniler
Dertli dertli Çukurova yolunu tut adam olun
Fıkra
Nasreddin Hoca, komşusundan ödünç olarak bir kazan istemiş. Kullanıp iade ederken içine bir de tencere koymuş. Komşu merak edip sorduğunda;
– Sizin kazan doğurdu, demiş. Komşu kazanın doğurmayacağını biliyor ama olay yine de hoşuna gitmiş.
Bir süre sonra Hoca yine kazanı ödünç istemiş. Aradan haftalar, aylar geçmesine rağmen, Hoca kazanı bir türlü iade etmeyince, komşu, Hoca’nın kapısını çalıp, kazanı istemiş. Hoca, gayet üzgün vaziyette;
– Hiç sorma arkadaş, senin kazan öldü, demiş. Komşu;
– Aman Hoca, hiç kazan ölür mü? diye itiraz ettiğinde, Hoca tebessüm ederek;
– Be adam doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne niye inanmıyorsun? demiş.
Masal
Tilkinin biri, arkasına düşen avcılardan kurtulayım derken karşısına bir oduncu çıkmış: “Bir yer göster de saklanayım!” diye ona yalvarmış.
Oduncu: “Benim kulübeye gir, orada görmezler seni” demiş.
Az sonra avcılar gelmiş, oduncuya: “Buralarda bir tilki görmedin mi?” diye sormuşlar.
Oduncu ağzıyla: “Görmedim!” dermiş, ama bir yandan da eliyle işaret edip hayvanın nereye saklandığını gösterirmiş.
Avcılar oduncunun dediğini duymuş, eline bakmamışlar.
Tilki onların geçip gittiğini görünce saklandığı yerden çıkmış, hiçbir şey söylemeden uzaklaşmak istemiş.
Oduncu şaşırmış: “Nasıl oluyor! Sana iyilik ettim, canını kurtardım, sen bana bir teşekkür bile etmiyorsun!” diye siteme başlamış.
Bunun üzerine tilki: “Ben sana teşekkür ederdim, ederdim ama dilinle elin birbirine uymadı ki!” demiş.